20 Eylül 2007 Perşembe

Grip aşısı ne zaman nasıl yapılmalı

Uzmanlar, grip virüsünün her yıl şekil değiştirdiğini belirterek "Bu nedenle her yıl yeni virüs çeşidine göre aşı üretiliyor. Özellikle okula, ana okuluna giden çocuklar ve yaşlıların mutlaka aşılanması gerekir. Aşı için en uygun zaman da eylül ile kasım arasıdır" diyor.
Sonbahar aylarına girdiğimizde toplumda en sık görülen viral enfeksiyon olan grip de kendini göstermeye başlıyor. Bulaşma hızı çok fazla olan gribin bazı hallerde ölümcül olduğunun altını çizen Uzmanlar, "Hastalık çok tehlikeli ancak bu konuda en önemli silahımız aşı " diyor, gribin sağlıklı, genç aktif insanlarda kendini sınırlayan bir enfeksiyon olduğunu belirterek griple ilgili şu bilgileri verdi:"Bu kesimde grip çok tehlikeli sonuçlar doğurmuyor ama iş gücü kaybı, çocuklarda gençlerde okula gidememe ve maddi kayıplara neden olabiliyor. 1 hafta 10 gün içinde de geçebiliyor. Ancak risk gruplarında basit bir enfeksiyon gibi başlayıp zatürree dönüşerek ölüme yol açıyor." Risk grupları mutlaka yaptırmalı Dünya Sağlık Örgütü'nün özellikle risk gruplarına aşının yapılmasını önerdiğini vurgulayan Uzmanlar, "Herkesin aşılanmasını önermiyoruz ama risk gruplarına mutlaka öneriyoruz. Özellikle 3 yaşın altındaki çocuklar, 65 yaş üstü yaşlılar, kışın gebe kalmayı düşünenler, bağışıklık sistemi çökmüş kişiler, kortizon alanlar, kalp ve akciğer hastalığı olanlar ve bakım evlerinde kalanlar ile sağlık çalışanları bu risk gruplarına giriyor. Örneğin sağlık çalışanları bu virüsü aldığında hastalara bulaştırabiliyor. Aynı şekilde kreş ve bakım evleri gibi yerlerde çalışanların da aşı olması öneriliyor" diyor, grip aşısı olma zamanı konusunda en uygun ayların eylül ve ekim olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:"Grip, eylül ayının son haftasında başlar, ekim kasımda çok hızlanır. Aralık ayında ise düşmeye başlar ve Ocak sonunda grip mevsimi biter. Bu nedenle benim önerim eylül ve ekim aylarında grip aşısının yapılması. Aşının koruyuculuğu 9 ay ama salgın başlamadan aşılanmak gerekiyor."

17 Eylül 2007 Pazartesi

İştahsızlık

İŞTAHSIZLIK İÇİN ÖNERİLER
Sevdiğiniz, kalorisi yüksek gıdalar tüketin
Az miktarda sık sık yemek yemeye özen gösterin
Yemek sırasında, şişkinliğe neden olabileceği için sıvı almayın
Aileniz veya sevdiklerinizle birlikte, hoş bir ortamda yemek yemeye çalışın
Yemek pişerken mutfağa girmeyin, yemek kokusu besin alımınızı azaltabilir.
Yemeklerden en az yarım saat önce 5-10 dakika egzersiz yapın, bu iştahınızın açılmasını sağlayacaktır.
Yemek sırasında her türlü stresten uzak durmaya çalışın.
Yemeklerin daha şık servis edilmesi iştahınızı arttırabilir.
Kendinizi iyi hissettiğiniz anları iyi kullanın ve zengin bir öğün tüketin.
Birçok insan sabahları daha dinlenmiş olduğu için daha iştahlı olur.
Tedaviden hemen sonra yemek yemeyin
Eğer mümkünse, yatma saatlerinizde bir şeyler yemeyi tercih edin. Bu sizin bir sonraki öğünde iştahınızı etkilemeyecektir
Çok çiğneyerek yutulan yiyecekler, az besin almanıza neden olacağı için bu tür yiyecekleri mümkün olduğunca tüketmeyin.

Beslenme

KANSER VE BESLENME
Kanser vakalarında yeterli ve dengeli beslenmek, hastanın kendini daha güçlü ve iyi hissetmesi açısından önemli bir noktayı oluşturuyor. Kişi hastalıkla savaşırken, vücudun yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin her birinin yeterli miktarlarda alınması oldukça önem taşıyor. Özellikle bu tür hastalıklarda yeterli ve dengeli beslenmenin çok önemli olduğuna işaret eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir, “Çünkü gerek hastalık gerekse hastalığa yönelik uygulanan tedavi programları iştahınızı etkileyebilmekte. Tedaviler vücudun bazı besin öğelerine olan gereksinimini, toleransını ve kullanımını değiştirebilmekte” diye konuşuyor.

Saç Dökülmesi

  • Bazı kemoterapi ilaçları geçici olarak kısmi ya da tam saç kaybına neden olabilir. Saç dökülmesi kemoterapiyi aldıktan 10-21 gün sonra başlayabilir. 1-2 ay içinde de tam saç kaybı meydana gelebilir. Saçlar bazen kemoterapi bitmeden önce de çıkmaya başlayabilir. Ancak saçın yapısında, renginde, stilinde bazı değişikliklerin ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır. Daha önceden düz olan saçlar yeniden çıktığında kıvırcık olabilir. Kemoterapi tamamlandıktan bir süre sonra saçlar yeniden çıkacaktır.
  • Saç kaybı yalnızca kafa derisinde olmaz. Aynı zamanda vücudun diğer kısımlarındaki tüyler (kaş, kirpik, koltuk altı, bacak ve pubik bölgedeki tüyler) de dökülebilir.
    Saç kaybını önlemek mümkün değildir. Saç kaybını önlemek ya da azaltmak için bazı yöntemler vardır. (buz şapkası veya turnike uygulaması gibi yöntemlerle saç derisine kan akımı azaltılarak kemoterapinin bu bölgeye ulaşması engellenir.) Ancak verilen kemoterapinin kan yoluyla saç derisine ulaşması çok çok önemlidir. Bu bakımdan günümüzde saç dökülmesini önleyici yöntemlerin kullanılmaması önerilmektedir.
    Saç kaybı duygusal olarak sizi olumsuz etkileyebilir. Düşüncelerinizi ve duygularınızı doktor ya da hemşirenizle paylaşmaktan çekinmeyiniz. Saç kaybını veya saç kaybı nedeniyle yaşayabileceğiniz duygusal sıkıntıyı azaltmaya yardımcı bazı öneriler:
    Kemoterapiye başlamadan önce veya saçlarınız tamamen dökülmeden önce size uygun peruk, bandana, bere, şapka ya da eşarp temin edebilirsiniz.
  • Saçlarınızı proteinli bir şampuanla yıkayıp ardından saç kremi uygulayınız. Fazla şampuan kullanımından kaçınmalı, saçlarınızı iyice durulamalı ve nazikçe kurulamalısınız. Mümkünse elektrikli saç kurutma makinası kullanmadan saçlarınızı doğal şekilde kurutmaya çalışınız. Saç kurutma makinası kullanmanız gerekiyorsa sıcaklık düzeyini düşük tutunuz.
  • Saç kırılmasına yol açabileceğinden elekrikli saç kıvırma aletleri, lastik bant, metal veya plastik saç tokası kullanımı ile saç spreyi, saç boyası gibi uygulamalardan kaçınınız.
    Gerekirse kaş kalemi veya takma kirpik kullanabilirsiniz.
  • Kafa derinizin güneş ışınlarına hassas hale gelebileceğini ve korumanız gerektiğini unutmayınız.
  • Saç kaybının kematerapinin geçici bir yan etkisi olduğunu daima hatırlayınız.

Tedavi Süresi

Kemoterapi uygulamasının süresi, ilaçların dozu ve veriliş sıklığı hastalığınızın türüne, kullandığınız ilaçlara ve vücudunuzun ilaçlara verdiği tepkiye bağlıdır.
Kemoterapi günlük, haftalık, aylık gibi değişik sürelerle verilebilir. Kemoterapi ilaçlarının istenmeyen etkilerinden vücudu korumak amacıyla her tedaviyi bir dinlenme dönemi takip eder. Dinlenme dönemlerini en iyi şekilde değerlendirmeniz (iyi ve dengeli beslenme, bulaşıcı hastalıklardan korunma gibi) tedavi dönemlerini daha rahat geçirmenizi sağlar.
Tedavi süresi, sıklığı ve ilaç dozları önceden belirlenmiş bazı protokollere göre ayarlanır. Size uygulanacak olan tedavi protokolünün süresi ve sıklığı doktorunuz tarafından size açıklanacaktır. Ancak planlanan tedavi süresi vücudunuzun vereceği tepkiye ve tedavi ihtiyacınıza göre değişebilir, tedaviniz uzayabilir, ya da başka tedavi protokollerine geçilebilir. Böyle bir durumda doktorunuz size açıklama yapacaktır. Kendisiyle konuşmayı ihmal etmeyiniz.

Amacı

Kemoterapinin kelime anlamı "ilaçla tedavi"dir. Bir çok kişi onkolojik hastalıkların (vücudunuzun herhangi bir yerinde oluşan tümör ya da ur gibi hastalıklar) tedavisi için kemoterapi almaktadır. Bu nedenle onkolojik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar sıklıkla "kemo-terapötikler" ya da "antineoplastik ilaçlar" olarak adlandırılmaktadır.
Kemoterapi tek başına kullanılabileceği gibi radyoterapi ile birlikte, ameliyattan önce ya da sonra uygulanabilmektedir. Kemoterapide bir çok değişik ilaç kullanılmaktadır. Tedavinizde tek bir ilaç kullanılabileceği gibi bir kaç ilaç birlikte de kullanılabilir.


Onkolojik hastalığın ya da tümörün türü ve gelişme evresine göre değişmekle birlikte kemoterapinin kullanım amaçları şunlardır:
Hastalığı tedavi etmek
Hastalığın yayılmasını önlemek
Ameliyat sonrası nüks olasılığını azaltmak
Ameliyat veya radyoterapi öncesi hastalığı küçültmek
Radyoterapiye duyarlılığı artırmak
Hastalığa bağlı rahatsızlıkları / şikayetleri azaltmak
Kemoterapi, kimyasal ya da biyolojik maddeleri vücuda vererek yapılan bir tedavi. Burada amaç kanser hücrelerinin çoğalmasını engellemek. Kemoterapide her hastanın göstereceği tepkiler ve yaşayacakları değişiyor. Bu nedenle hastanın önyargılardan uzak, hekimlerin bilgilendirmelerine açık olmaları tedavinin de başarıya ulaşmasında etkili oluyor. Multi-disipliner bir yaklaşım gerektiren kanser tedavisi birçok branşı birden ilgilendiriyor. İlaçla tedavi ise tıbbi onkologlar tarafından yapılıyor.

Kemoterapide Önyargı

Kemoterapi, yan etkilerinden dolayı birçok kişi tarafından negatif şekilde algılanıyor. Bu yanlış algılamadaki en önemli etkilerin başında da daha önce kemoterapi almış hasta ya da hasta yakınlarının anlattıkları geliyor.Kanserin her geçen gün artan bir sorun olması, ona bağlı terimlerin de daha sık konuşulmasına neden oluyor. Vücuttaki istenmeyen hücrelerin ortadan kaldırılması ya da kontrol altına alınması olarak tanımlanan “kemoterapi” yani ilaçla tedavi de bunlardan biri. Ancak önemli olan nokta artık hastalık kavramının yerini “hasta”nın alması. Yani her hastalık her kişide farklı yaşanıyor.